Uluslararası Eğitim Günü 2025 Yılı Teması
"Yapay Zeka ve Eğitim / Otomasyon Dünyasında İnsan İradesini Korumak"
Birleşmiş Milletler (BM), eğitimin; sürdürülebilir ve dayanıklı toplumlar inşa etme noktasında önemli bir rol oynadığını ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin gerçekleştirilmesine katkıda bulunduğunu vurgulayarak 3 Aralık 2018 tarih ve 73/25 numaralı Genel Kurul kararıyla 24 Ocak tarihini “Uluslararası Eğitim Günü” olarak ilan etmiştir. BM Genel Kurul Kararında eğitimin; yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğuna, eşitsizliklerin azaltılmasına ve hukukun üstünlüğü ile insan haklarına saygıyı desteklediğine dikkat çekilmiştir.“Uluslararası Eğitim Günü”nün 2025 yılı teması UNESCO tarafından “Yapay zeka ve eğitim: Otomasyon dünyasında insan iradesini korumak” olarak belirlenmiştir.
Eğitim hakkının bildirgesel çerçevesini belirleyen BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 26’ıncı maddesinde eğitimin, insan kişiliğinin gelişmesi ve insan hakları ve temel özgürlüklere saygının güçlendirilmesi amacını gütmesi gerektiği belirtilmiştir. BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde de eğitimin herkes için hak olduğu vurgulanarak insan kişiliğinin ve onur duygusunun tam gelişmesine yönelik olması gerektiği ifade edilmiştir. Ulusal anayasaların haklar sistematiği kapsamında yer bulan eğitim hakkının üst normatif çerçevesini belirleyen uluslararası ve bölgesel belgeler devletlerin bu hakka ilişkin yükümlülüklerini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesi ile “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde tüm bireylerin eğitim hakkından yararlanması noktasında devlete önemli yükümlülükler getirilmektedir.
İnsanların yaşam boyu öğrenme fırsatlarına erişebilmesi için ilk, orta ve yükseköğretim olmak üzere eğitsel faaliyetlerin her kademesinde kapsayıcı ve eşit kalitede eğitim hizmetinin sunulması önem arz etmektedir. Bu vesileyle bildirgesel ve sözleşmesel çerçevede güvence altına alınan eğitim hakkının dünyanın tüm coğrafyalarında etkili biçimde kullanılabildiği bir düzenin inşası temennisiyle Uluslararası Eğitim Günü’nü kutluyoruz.
Yapay zeka, eğitimde devrim yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyelin etik, pedagojik ve sosyal yönlerden değerlendirilmesi gereklidir.
1. Kişiselleştirilmiş Öğrenme:
o Yapay zeka, bireysel öğrenme hızına ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış içerikler sunabilir.
o Örneğin, bir öğrenci matematikte zorlanıyorsa, AI bu konuya odaklanan ek kaynaklar sağlayabilir.
2. Erişilebilirlik:
o Eğitim kaynaklarını dil engellerini aşarak geniş kitlelere ulaştırabilir.
o Görme veya işitme engelli bireyler için özel araçlar geliştirebilir.
3. Öğretmenlere Destek:
o Rutin görevleri (notlandırma, ödev kontrolü) otomatikleştirerek öğretmenlerin daha yaratıcı ve öğrenci odaklı çalışmasına olanak tanır.
o
1. Teknolojik Bağımlılık:
o Öğrenciler, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini kaybedebilir.
o İnsan-öğretmen etkileşiminin yerini tamamen teknolojinin alması, öğrenme sürecini mekanikleştirebilir.
2. Veri Gizliliği:
o Öğrenci verilerinin toplanması ve saklanması, mahremiyetle ilgili endişeler doğurabilir.
3. Eşitsizlik:
o Teknolojiye erişimi olmayan bölgeler, dijital uçurumun derinleşmesiyle daha da geri kalabilir.
Otomasyon, üretimden hizmet sektörüne kadar birçok alanda insan emeğini dönüştürmektedir. Ancak bu dönüşüm, insan iradesi ve özgürlüğü üzerinde çeşitli etkiler yaratabilir.
1. İnsan Rolünün Azalması:
o Otomasyon, rutin işlerin ötesine geçerek karar alma süreçlerine dahil olabilir.
o İnsanlar, makinelerin aldığı kararlara pasif bir şekilde uyum sağlamak zorunda kalabilir.
2. İşsizlik ve Sosyal Eşitsizlik:
o Otomasyonun artması, düşük vasıflı işçilerin işlerini kaybetmesine neden olabilir.
o Bu durum, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri artırabilir.
3. Karar Alma Süreçlerinin Şeffaflığı:
o AI sistemlerinin nasıl karar verdiği her zaman anlaşılamayabilir. Bu, bireylerin iradesinin etkisizleşmesine yol açabilir.
1. Eğitim ve Yeniden Yetenek Kazandırma:
o İnsanlar, otomasyon çağında rekabetçi kalabilmek için yeni beceriler edinmelidir.
o Hükümetler ve özel sektör, bu dönüşümü destekleyecek programlar oluşturmalıdır.
2. Etik İlkeler:
o Yapay zeka ve otomasyon sistemleri, insan değerlerini ve etik ilkeleri göz önünde bulundurmalıdır.
o Şeffaflık ve hesap verebilirlik, bu teknolojilerin geliştirilmesinde öncelikli olmalıdır.
3. İnsan-Makine İşbirliği:
o Otomasyonun tamamen insan iradesini devre dışı bırakmaması, aksine insanlarla birlikte çalışacak şekilde tasarlanması gereklidir.